logo

07 Aralık 2012

Kilisin Kurtuluş Savaşı

ÖZGÜRLÜK SAVAŞINA DOĞRU KİLİS’TE DİRENİŞ

İbrahim Süreyya Bey zamanında, Birinci Dünya Savaşı Suriye Cephesinde bütün şiddeti ile sürüyordu 26 .Ekim.1918 günü 7.Ordu Halep’i boşaltmış , Mustafa Kemal Paşa nın komutasında bulunan son kuvvetlerle 30 km . kuzeybatıda, bir savunma hattı “tesis ve tespit edilmiş”,Ordu karargahı , Katma İstasyonu’na alınmıştı . Bu hatta İngilizlerle, Araplar, 28/l .0/1918 gecesi saldırıya geçtiler . Türk Ordusu o gece büyük bir başarı ile püskürterek “Mağlup ve münhezim etti” .O akşam 7 .Ordu Kumandanı Mustafa Kemal Halep-Antep arasında en büyük yerleşim merkezi olan Kilis’e geldi . Mustafa Kemal Paşa, Kilis’e girerken Kilisliler’in İngiliz ve Araplara karşı kendini savunmak üzere “Cemaati İslâmiyet” adında bir örgüt kurulmuştu bu örgütün gençlerden kurulu silahlı bir devriyesi tarafından kent girişinde durduruldu .7 . Ordu Kumandanı Mustafa Kemal Paşa olduğu anlaşılıca, saygı ile yol gösterilip Hükümet Konağı’na getirildi .

 

Geleceğini, kaymakam ve ileri gelenlerle görüşeceğini bir telgrafla bildirmişti . Karşılamaya görevli kimse gelmemiş, silahli Milis kuvvetlerince karşılanmıştı . Telgraf, Katma-Kilis arası arızalı olduğundan Dörtyol-Antep üzeri geldiğinden gecikmişti . Kilis’in gençlerden kurduğu savunma tedbirinden etkilenerek kendisini kentin girişinde karşılayan Milis Kuvvetlerine övgü dolu sözler söyledi . Mustafa Kemal Paşa nın bu takdirkar sözleri, Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Heyeti Temsiliyesi’nin 26 / Kasım / 1919 tarihli ikinci toplantısında şu konuşmalarla kesin belge niteliği almıştır : “Üyelerden 3.Kolordu Komutanı Selahaddin Bey ;

 

 “-Altı bin insan beslemeye mecburuz .

Mustafa Kemal Paşa :

“-Ne kadar para gerek?

“-Yüz bin lira.

“-Eti , unu çıkarırsak ne kadar olur?

-Yarı yanya kalır.Elli bin lira .

“-Bu liva (Kastedilen Sivas’in kamusal yönetimi) elli bin lira veremez mi?

Bekir Sami Bey :

“-Veremez!

Mustafa kemal Paşa :

“-Ahaliye istinad ettirilir .Halk besler.Kilis’te inzabatı temin ettiler .Anarşiye karşı uzun müddet mahalli tedbirle mukabele ettiler!

 

M.KEMAL PAŞA’NIN KİLİS İZLENİMLERİNİN SONUÇLARI

 

M. Kemal Paşa’nın Kilis’ten olumlu izlenimlerle döndüğü, Yıldırım Ordular Gurubu Komutanı sıfatı ile Adana’da Kolordu Komutanlarından General Ali Fuat Cebesoy’a söylediği şu sözlerden anlaşılıyor :

 

 “Artık milletin bundan sonra haklarını kendisinin araması ve müdafaa etmesi, bizlerin mümkün olduğu kadar bu yolu göstermemiz ve bütün ordu ile beraber yardım etmemiz lazımdır.”(Bak Ali Fuat Cebesoy;Milli Mücadele Hatırları .S .29)

 

7 .Ordu Komutanı Kilis’te Ayrıca jandarma deposundan gençlerin silahla takviyesini ve bir de süvari gurubu oluşturulmasını istemişti. Kaymakam İbrahim Süreyya Bey, İlçe Jandarma Kumandanı Mustafa Kemal Paşa’nın emri gereğince, Kilis’in kendi kendini savunmak için oluşturduğu Müftü Muharrem Sağıroğlu başkanlığındaki “Cemaat-i İslamiye” örgütünün piyade gençlerine bir de atlı birlik eklediler ve başına, Halep’te İnzibat Çavuşu iken, Halep’in boşaltılması üzerine, memleketi Kilis’e gelmiş olan (Mehmet Cemaleddin) İslam Bey’i getirdiler .

 

Mondros Ateşkesi, Mustafa Kemal Paşa’nın Kilis’e gelişinden üç gün sonra 30/Ekim/1918 tarihinde imzalandı . Mustafa Kemal Paşa Katma ya döner dönmez, “Mareşal Liman Von Sanders’ten Yıldırım Ordular Gurubu komutanlığını devral” .emrini almış derhal Adana ya hareket etmişti . 30 .Ekim.1918 günü “Mondros Mütarekesi” imzalandı .

 

KİLİS’İN TERS DÖNEN YAZGISI MİSAK-I MİLLİ VE SINIR

 

 Temelleri Erzurum kongresinde atılan Misak-ı Milli, Türkiye’nin özellikle Suriye ile olan sınırlarnı şöyle tanımlamıştı :

 

“Mondros mütarekesine göre ateşin kesildiği anda muhasım orduların bulunduğu hattın kuzeyinde kalan topraklar bölünmez bir bütündür.Düşman işgali altındaki topraklar için halkının oyuna başvuralarak sınır saptanacaktır”

 

Ateş kesildiği anda ordumuz şimdiki sınırın yaklaşık 35 km. güneyindeki bir hattı tutuyordu . Bu hat Misak-ı Milli hattıdır .Ve Suriye ile sınırımızın bu hat olması gerekir . Başlangıçta Mustafa Kemal Paşa.,Suriye sınırı olarak bu hattı her zaman savunduğunu söylemiştir.Ancak,

 

20.Ekim.1921 tarihinde imza edilen “Ankara İtilafnamesi” bu sınırın çok daha kuzeyinden aşağı yukarı şimdiki yerinden geçirmiştir . (Bunun nedenleri için bakınız! :Kilis Direniş Kurtuluş ve Sonrası Ankara 1991 adlı kitap .S,249-251 )

 

Mondros Ateşkesi üzerine bu anlaşmaya aykırı olarak İngilizler 6 .Aralık.1918 günü Kilis’i işgal ettiler

 

Kilis Mondros Mütarekesi hükümlerine aykın olarak işgal edilmişti. Kaymakam İbrahim Süreyya Bey, Kilis’in Suriye’de kalan Halep’e bağlanması konusunda bazı kimselerin Kilis’te çaba göstermesine karşı Kilis’in Suriye’den ayn tutulması fikrini savunmuştur .Kilis’in Haleb’e dolayısı ile Suriye’ye bağlanması konusunda bir takım etkili kimselerin çaba gösterdiklerini çatlak sesler çıkardıklarını görünce, tahammül edemeyerek Kaymakamlık görevinden istifa edip Kilis’ten ayrılmıştır.

 

FRANSIZ İŞGALİ :

 

İngilizler on bir aylık işgalleri sürecinde, halka karşı yumuşak bir politika izlediler .Askerleri arasında Pakistanlı Müslümanlar vardı .Bunlar “Selamünaleyküm” diyerek halkı selamlamış ve Kilis’e girmişlerdi . Halk ve özellikle “Cemaati Islamiye” gençleri bu nedenle yeraltına çekilmişlerdi .İngilizler’e karşı ne Kilis’te ne de Antep’te bir direniş olmamıştı . .

 

Fransızlar (Saykıs-Piko) anlaşmasına göre paylarına düşen Musul’u İngilizlere terk zorunda kalınca, Ingilizler bunun üzerine bölgeyi Fransızlara bıraktılar .Fransızlar (11 Kasım 1919) Kilis’i işgal etti .

 

Birinci Dünya Savaşı sırasında “Beşinci kol gibi çalışan bazı Ermenilerin 1915 yılında zorunlu göçe (tehcir) tabi tutulan ve Suriye ile başka yerlere gönderilenlerinden oluşan bir gönüllü tabur Fransız askeri giysileri ile gelince, halkın burnuna amonyak tutulmuş gibi oldu

 

İngilizler zamanında yeraltına çekilen ve “Cemaat-i İslamiye’ce görevlendirilmiş gençler, hemen ” Anadolu ve Rumeli Mudafaa-i Hukuk Kilis Örgütü” haline dönüştü . (Ayrıntılı bilgi için Kilis Direniş-Kurtuluş ve Sonrası adlı kitabımıza bakılması)

 

Bir Fransız askerinin, Cumhuriyet Caddesi’nden geçen bir hanımın peçesine el atması, Sakıp Bey’in şahlanmasına neden oldu . Düşman askerinin yakasına yapışıp , öldüresiye dövmesi; halkı galeyana getirdi .Olay işgal kuvvetleri ile yerel Türk yönetimi arasında büyük bir sorun çıkardı Aşağıda dokunulacağı üzere bu olay üzerine İslam ve Sakıp Beyler Musabeyli İlçemizin Darmık Dağı çevresine gelip bir direniş örgütü kurcaklardır .

 

Diğer yandan bütün yurtta bir “Kuvayi Milliye Ruhu” oluşuyordu .Sivas’ta Heyeti Temsiliye’nin sürekli özendirmesi üzerine yurdun her yaninda “Kuvayi Milliye” adı altında direniş örgütleri kurulup gelişiyordu .

 

1920 yılı martının başında Kilis Kürt dağı Kuvayi Milliyesinin başına nizami ordu subaylarından Yüzbaşı Kamil Bey (POLAT) kod adı ile geçerek , bunları Kilis Musabeyli Kuva-i Milliye Müfrezesi halinde düzenledi .Yüzbaşı Kamil’in adı sonradan halk yakıştırması sonucu “POLAT PAŞA” olmuştur.,

 

 Bir yandan da Kilis’in doğu yanında Elbeyli ilçemize adını veren Elbeyli Aşiretinin Tırıklı oymağından Teğmen Mehmet Sait Bey, Kilis’e gelerek Yemende esaret arkadaşı Mehmet Fehmi (Sonradan kod adı Molla Recep) le bir direniş örgütünün temellerini attı .Sonra Anteb’e gitti.Oradaki yurtseverlerle de buluştıp onlara da bir direniş örgütü kurulması önerisinde bulundu ve büyük kabul gördü . Kilis’e dönerek Mehmet Fehmi Bey’le Kilis Kuvayi Milliyesi’ninin çekirdeğini oluşturdular. Mehmet Sait “ŞAHİN” kod adı ile Kilis Kuvai Milliye Komutanı oldu . (Mehmet Fehmi Efendi de “Molla Recep” kod adını almıştı .) Şehit düşünceye kadar bu ad ile emirlere imza attı Elmalı Köprüsü’nde şehit düştüğünde sıfatı “Kilis Kuvayi Milliye Komutanı” idi .

 

Kuvayi Milliye’nin yurt çapında gelişmesi ancak Sivas Kogresi’nde seçilen Heyeti Temsiliye döneminde olmuştur . Daha öncesini şöyle söylemleyebiliriz :

 

1) 1918 yenilgisi günlerinde Kilis’te kurulan Cemaati İslamiye’nin oluşturduğu Kilis Kaymakam ve Jandarma Komutanınca silahlandırılan gençler dönemi .(Bunlar 7.Ordıı Komutanı sıfatı ile Kilis’e geldiğinde M.Kemal Paşa’yı karşılayan gençlerdir.)

 

2) Fransızlarla gönüllü Ermeni Taburunun gelişi üzerine silaha sarılıp dağa çıkan ve Heyeti Temsiliye’ce adına “Kuvayi Milliye” denilen silahlı güç dönemi .

 

1919 senesi İngilizler’in işgali bir bekleyiş dönemidir Bu dönemde yeraltına çekilen direnişçi Kilis gençleri, Maarrif Kahvesi nde toplandıkları için kendilerine “Hevaskaran-ı Maarif Cemiyeti” adını takmışlardı .

 

Kuvayi milliyeci ruhunun Kilis’teki sembolü ve ilk eylemcisi Ruhinin oğlıı Sakıp Bey’dir.Fransızların Kilis’i işgallerinin ilk haftası bir düşman askeri Cumhuriyet Caddesi’nden geçmekte olan bir hanımın peçesine el atmış, olayın üzerine Sakıp Bey gelmişti .Hiç tereddüt etmeden, saldırgan Fransız askerini öldüresiye dövmeye başlayınca Andibendoğlu Han’ında bulunan düşman askerleri, dövülen arkadaşlarının yardımına koşmuşlardı . Sakıp Bey’e de Kilisliler arka olunca, iş büyümüş Olay Fransız ve Türk makamlanna yansımış, sonuçta saldırgan asker cezalandırılmıştı .Fakat Heveskaran-ı Maarif Cemiyeti mensupları duvarlara gizlice astıkları bildirilerle bundan böyle bu tür saldırılardan tümüyle Fransızlar’ın sorumlu tutulacağını yazınca Ermeniler’in kışkırtması ile Fransız komutan 19/ Kasım/1919 tarihinde çok sert bir bildiri ile karşılık verdi .Bu bildiride insanlık dışı şu noktalar vardı :

 

1) Bir daha bir karışıklık çıkarsa sokaklar el bombası ve gazlı obüslerle taranacaktır.

2) Silah sesi gelecek herhangi bir ev olursa, ev tümüyle imha edilecektir .

3) Silah taşıyanlar kurşuna dizilecektir

4) Kargaşa sırasında ölecek her Fransıza karşılık iki Türk kurşuna dizilecektir .Suçlunun kim olduğu kur’a ile saptanacaktır .

 

Bu bildirinin büyük yankıları oldu .Bildiriyi hemen Heyeti Temsiliye Reisi M .Kemal Paşa’ya, Heveskaran-ı Maarif Cemiyeti mensupları ulaştırdı . Bunun üzerine M.Kemal Paşa bütün Müdüfaa-i Hukuk Cemiyetleri’ne protesto edilmesi emrini verdi, .Yabancı misyon şeflerine protesto telgafları çekti ..Ayrıca Hakimiyeti Milliye Gazetesi bu haberi manşet yaptı . .

 

Fransız komutanınca duvarlara asılan bu bildiri üzerine Kilis’i terk ile gençleri başlarına toplayan Mehmet Cemaleddin (İslam Bey) ile Sakip Bey , Musabeyli İlçemizin Kürtdağı bölgesinde İlk silahlı direniş gücünü oluşturmaya başladılar .

 

KİLİS KUVAYI MİLLİYESİNDE GÖREV ALAN BAŞLICA MÜFREZELER VE KOMUTANLARI :

 

Kürt Dağı Müfreze Komutanlığı (Komutanı; Hacı Hannan Ağa Şeyhismailoğlu)

Meydanlı Müfreze Komutanlığı (Komutanı; Şeyh Abdi Gelen)

Çamanlı Müfreze Komutanlığı (Komutanı; Hacışerifzade Abdullah İslam)

Mücahit Bey Müfrezesi (Komutanı, Şerbetçizade Akif Savaşkan, Mücahit Bey)

Müstakil Süvari Müfrezesi (Komutanı, Hacıbenlizade Mahir Atabenli)

Akıncı Müfreze Komutanlığı (Komutanı, Nuri’nin oğlu Eşref Bey)

Topçu Müfreze Komutanlığı (Komutanı, Çırazzade Ahmet Remzi Güres)

 

Bu müfrezelerden en önemlisi Kürt Dağı Müfrezesi idi. Bu müfrezeyi Kilis’te kaldığı dokuz aylık sürede Süvari Yüzbaşı Kamil (Sonradan Polat) fiilen gözetim ve denetim altında tutmuştur ..

 

Kızılburun Müfreze Komutanlığı (Komutanı Av .Alaaddin Bilgen)

Acar Müfreze Komutanlığı (Komutanı aynı zamanda Kilis Kuvayı Milliye Komutanı olan Teğmen Mehmet Sait ŞAHİN BEY)

Mülklü Hacı Ağa Müfrezesi (Komutanı, Şevket Gürsel sonradan adı “Gavur Hacı” olarak söylendi)

 

Kilis Kuvayi Milliyesi’nin başlangıçta komutanı, karargahı Acar’da bulunan M.Sait yani “Şahin Bey” di .Şahin Bey’in Şehadeti ve Ali Kılıç Bey’in de Antep Havali kumandanlığı üzerine, Polat Bey de “Kilis Havali Kumandanı” sıfatı ile Kuvayi Milliye Müfrezeleri’ni yeniden düzenleyerek konuşlandırdı .Ayrıca şu müfrezeleri de görüyoruz :

 

Kilis Merkez Müfreze Kumandanlığı (Komutanı Hacı Şerifzade, İslam Bey)

Acar Müfreze Komutanlığı (Komutanı Öğretmen Gazi Çelik)

Cercik Müfreze Komutanlığı (Komutanı Hacıtahirzade Mehmet, Müslüman Bey)

Ravanda Müfreze Komutanlığı (Komutanı Öğretmen Hasan Kamil Demirbaş)

 

İslam Bey’in Merkez Müfrezesi, Musabeyli bölgesinde Kamil Polat komutasındakı müfreze ile sıkı işbirliği içindeydi .Kilis Kuvayı Milliyesi görevini M .Kemal Paşâ nın verdiği genel direktife uygun olarak yürütmüştür . (Ayrıntılar için Kilis Direniş-Kurtuluş ve Sonrası adlı kitaba başvurulmalıdır)

 

M.Kemal Paşa’nın koyduğu direniş ilkeleri 9 maddeden oluşmaktadır . Önemli gördüğümüz için aşağıya aynen alıyorum :

 

1) Kuvayı Milliye’nin Fransızlar’a karşı yapacağı savaş artık geciktirilmemelidir.Sulh görüşmelerinin yapıldığı şu günlerde işgal altında bulunan yerleri geri alabilmek için, bütün gücümüzü sarf edeceğimizden Avrupalılar kuşku duymamalıdır .

 

2) Ayrıca Maraş’taki Fransız harekatına her yerde aynen cevap vermek zorundayız .

 

3) Fransızlara karşi direnişte kuvvetleri ayrı ayrı yerde fakat aynı zamanda birdenbire vurmak ve kuvvetlerimizi çeşitli yerde toplayarak büyütmek, düşmanın en küçük garnizonlarından başlayarak onları esir etmeli , imha etmelidir .

 

4) Demiryollarından, köprüler, tüneller atılmalı karayolları otomobillerin geçemeyeceği duruma getirilmelidir. Fransız birliklerinin önleri kesilmeli, birliklerinin çokluğuna bakılmayarak Kuva-yı Milliye onlarla savaşa tutuşmalıdır . Fransız birliklerinin birbirlerine yardım etmeleri önlenmelidir . Başarının sırn yolların her zaman kesilmiş olmasındadır .

 

5) Herhalde gerilla savaşı yapılacaktır . Cephe savaşından olabildiğince kaçınılmalıdır . Cephe savaşının bizim için politik sakıncaları vardır .

 

6) Gerilla harekatı devreleri zaman zaman bildirilecektir .

 

7) 13 .Kolordunun görevi Fırat’ın doğusunu düşmandan temizlemektir . Bunun için demiryolunu durmadan yıkacak, Fransızların bulundukları binaları çadırları her gece ateşe verecektir . Fransız birliklerine baskın nöbet esnasında değil, istirahat zamanlarında yapılmalıdır .

 

8) Demiryollarının köprülerin atılmasında aşiretlerin kullanılması yeğlenmelidir . Fransızlarla savaşa başlarlarsa artık işin arkası kendiliğinden gelecek kan davası halini alacaktır .

 

9) Fransızlar işgal harekatını Maraş’tan genişletmeye kalkarlarsa , 13. Kolordu resmi kuvvetlerle milis kuvvetleri aynı şekilde karşılık verecektir .

 

İLK SICAK ÇATIŞMA

 

Kilis’te ilk sıcak çatışma 3 .Şubat .1920 tarihinde Kilis-Antep yolu üzerinde oldu .(Bu konuda ayrıntılı bilgi yukarıda işaret edildiği üzere “Kilis direniş Kurtuluş ve Sonrası” adlı kitaptan edinilebilir Bununla beraber başlıca sıcak çatışmaları sırası ile özetlemeye çalışacağız .)

 

Antep’te de peçeye el atma olayı üzerine, annesini korumak isteyen Kamil adındaki yedi,sekiz yaşlarındaki bir çocuk acımasızca şehit edilmişti .Antep’te olaylar çıkmış, iş büyüyünce Fransızlar Kilis’teki garnizonlarindan bir takviye birliğini yola çıkarmışlardı . 3/Şubat/1920 günü bu takviye kuvvetlerini Kilis Kuva-yı Milliyesi izlemeye aldı. Kilis-Antep arasındaki telefon ve telgraf telleri kesildi . Kilis Kuva-yı Milliyesi Acar’da konuşlanmıştı . Şahin Bey komutasında Kumludere yakınlarında Kızılburun’da Fransız kuvvetlerini karşıladı . Düşman şiddetli bir ateş altında ve şaşkınlık içinde Kilis’e dönmek zorunda kaldı .

 

Olay Ermeniler ve Fransız taraflısı kimseler üzerinde derin olumsuz bir etkiye neden oldu . Milli Kuvvetler köylü kadınlarca zılgıtlarla sevinç gösterileri ile teşvik görmüştü . Çevrede moral yükselmişti .

 

İKİNCİ SICAK ÇATIŞMA

 

Birinci sıcak çatışmadan sonra Kilis-Antep yolu düşman ulaşımına kapatılmıştı . On beş gün sonra, Antep’te güç durumda kalan kuvvetlerini takviye için yeniden yolu açmak istediler . Bir süvari takımı, iki dağ topu, takviyeli iki tabur korumacılığında 150 arabadan oluşan bir taşıt kolu Kilis’ten yola çıkarıldı . Yeniden pusuya düşürüldüler . Çok kayıp verince ikinci kez Kilis’e dönmek zorunda kaldılar . Bunun sonucu olarak Katma’daki Fransız Komutanı Antep Mutasarrıflığına şöyle bir öneride bulundu : “Kilis Kuva-yı Milliyesi Antep yolundan çekilirse, Antep üzerindeki topçu ateşi kesilecekti . Buna karşılık şu öneri yapıldı :

 

1) Antep’teki gönüllü Ermeni birlikleri oradan uzaklaştırılmalıdır .

2) Antep’e yeniden takviye kuvvetleri gönderilmemelidir .

3) Bölgedeki dirlik düzenlik işlerine Türk görevliler bakmalıdır . Bunun için bölgeye iki Türk taburunun gelmesine izin verilmelidir. Fransızlar bu teklifleri geri çevirdiler .

 

ÜÇÜNCÜ SICAK ÇATIŞMA VE SAKİP BEY’İN ŞEHADETİ

 

Anadolu Bağdat demiryolu üzerinde Mesakanlı Köprüsü’nün atılması çok önemli bir uygulamaydı. Musabeyli Müfrezesi , İslahiye ile Katma İstasyonları arasındaki 30 metre yükseklik ve 50 metre uzunluğundaki Mesakanlı Köprüsü’nü havaya uçurmayı başardı .

 

Demiryolu bölgede ulaşımın can damarı idi . Bölgede bu günkü yolların hiçbiri yoktu.Antep’i zorlayan işgal kuvvetleri,’ bütün silah ve cephanelerinin büyük bir bölümü ile ağırlıklarını İslahiye-Katma-Kilis üzerinden yapmak zorundaydılar . Bu köprünün atılmasının çok önemli sonuçları oldu . Antep Bu yolun işlemez hale getirilmesi ile on bir ay süren ünlü savunmasını başarmıştır . Kilis Kuva-yı Milliyesi’nin Antep savunmasına bu katkısı hiçbir zaman küçümsenemez!

 

Bundan şu sonuç doğdu : Düşman Maraş’ı 11 Şubat 1920’de boşaltmış fakat Ermenilerin kışkırtması ile yeniden ele geçirmek istiyordu. Mesakanlı Köprüsü uçurulunca takviye kuvvetlerini Raco’dan trenle devam ettiremeyeceğini anlayınca Hisar Köyü ve Darmık dağı eteklerinden geçirmek zorunda kaldılar . Bu kez önlerini Hisar çukurunda kesen Kuva-yı Milliye ile yaman bir savaşa tutuştu ve takviyeli bir taburu tümüyle yok edildi .Ne yazık ki değerli bir vatan evladı Sakıp Bey savaş sırasında şehit düşmüştü . 25 .Mart.1920 günü “Hisar Zaferi” adı ile tarihe geçmiştir .

 

YANKILARI

 

1920 şubat ve mart aylarında üst üste Fransızlar bölgede baskınlara uğratılmış, taşıt kolları yollardan döndürülmüş bir tabur Hisar çukurunda yok edilmişti . Fransa Parlamentosunda bu olayların derin yankıları görüldü . Fransa da olaylar basına yansıyor muhalefet sesini yükseltiyordu. Sosyalist milletvekillerinden Cachin şöyle bağırmıştı :

 

” Kilikya’dan söz açalım. Karşımızda ne görüyoruz? Önemli bir Türk Ordusu . Bu ordunun genel karargahı Sivas’tadır. On binlerce iyi silahlanmış güç , 200.000 kişi değil midir?Bunların aydınlanmasını istiyorum .Hükümet halka olumlu bilgiler vermelidir . Eğer Doğu’da yeni bir savaşa giriliyorsa millete söylensin!

 

Hükumet Doğu’da hala yüz milyonlarca para ve binlerce Fransız gencinin hayatını çarçur etme hakkına sahip midir?”

 

Düşman için bu direniş , Antep’in aylardan beri süren savunması, oradaki askerlere takviye güçleri ve erzağın ulaşması bir sorun olmuştu . Fransa prestij kaybediyordu .Fransızlar , Kilis- Antep yolunu neye malolursa olsun açmaya karar verdiler .

 

SEVE BOĞAZI ÇATIŞMASI

 

Şahin Bey Komutasındaki Kilis Kuva-yı Milliyesi Kilis-Antep yolunu düşmana kapatmıştı . Fransızlar yolu açmak için Akçakoyunlu istasyonuna getirdikleri asker silah ve cephaneyi Elbeyli yolu ile Kilis’e ulaştırmayı planlamışlardı Şahin Bey bunların önünü kesmek istedi .

 

Bediroğlu değirmeninin bulunduğu Seve Deresi’ni tuttu . Gece karanlığında sürdürülen çatışma yağmur fırtına yüzünden başarılı olmadı . Karanlıktan yararlanan düşman Kilis’e girmeyi başardı.

 

ŞAHİN BEY’İN ŞEHADETİ

 

Şubat başlanndan beri Şahin Bey Acar Köyü yakınlarındakı karargahında ve emrindeki Kilis Kuva-yı Milliye Müfrezeleri Dazburun-Kızılburun sırtlarını tutuyordu :Bu sırada Musabeyli’de bulunan “Kilis Havali Komutanı” sıfatını taşıyan Polat Bey, Kürtdağı’nda Katma İslahiye arasındaki demiryolunu işlemez hale getirme çabası içindeydi . Ali Kılıç Müfrezesi bölgeye bir türlü ulaşamıyordu …Ancak 29 Mart’ta gelebilecekti .”Burç’a doğru hareket halinde” deniyordu.Antep Heyeti Merkeziye’si ise, henüz kurulmuştu .Fransızların -neye malolursa olsun- Kilis-Antep yolunu açma kararı üzerine telaşa kapılmışlardı . Yolun tutulmasını istiyorlardı..Şahin Bey topoğrafik durumun, esaslı bir direnişe elverişli olmadığını ileri sürüyordu .

 

 Antep Heyeti Merkeziyesinin özellikle zenginlerden oluşan kanadı yolun tutulmasını istiyor, Şahin Bey’in “Kilis-Antep yolunun Fransızlar’dan mada herkese açık olduğunu” ilan edişini kendisine anımsatıyor, ısrarla yolun tutulmasını istiyorlardı .Konu bir onur sorunu haline gelmişti .

 

İşte bu etkiler altında, emrindeki kuvvetin yetersizliğine ve yolun durumuna aldırmadan yolun kapatılması için direnişe geçti . Düşman çok güçlüydü . Fransızlar ağır ağır yürüyüşe geçmişti .Kızılburun ve Dazburun’u yoğun bir top ateşine tutmuştu .Kuva-yı Milliye, Sinnep Köprüsü’nü atıp harap etmişti . Bu yüzden düşman kuvvetleri 26-27 Mart gecesini burada geçirdiler . Fakat ertesi gün istihkam birliğini öne alıp köprüyü hemen onardılar . Konvoyları yoluna devam etti . Tank ve zırhlı araçları virajları döne döne Kertil yokuşunu tırmanmaya başladı. Şahin Bey kuvvetleri ateş üstünlüğü karşısında Elmalı sırtlarma kadar sürekli çekildiler.( Anadolu’da ilk zirhlı tank savaşı bu cephede yapılmıştır .)

 

Yardıma geleceği söylenip duran Ali Kılıç ve emrindeki müfrezeden haber yoktu . Oysa ulaşıyor denmişti . Şahin Bey bir gece baskını düşündüyse de, Fransız süvarisi arkasına sarkmak üzereydi. Diğer yandan Antep’ten gelecek kuvvet gelmemiş, gece saldırısı için konuşlandırdığı kimseler yerlerini terk edip kaçmıştı .

 

Diğer yandan Antep’ten gelen bir heyet yarın akşama kadar düşman durdurulursa, yeni kuvvetlerin ulaşacağını bildirince, Şahin Bey son gecesini Dokurcun Değirmeni’nde geçirerek son kez mevzileri denetlemeye çıktı ne yazık ki Antep’ten gelen ve Ulumahsere Köyü’nün güneydoğusundaki tepelere yerleştirilmiş olan çeteler de mevzilerini terk edip gitmişlerdi . Buna karşın direnişe devam kararı verdi . Antep heyetine ; ” Düşman cesedimi çiğnemeden yolu geçemez” demek zorunda kaldı . Ertesi gün düşman yürüyüşüne devam ederek Dokurcun değirmeni sırtlarındaki Kilis kuvvetlerini bir hamlede attı . .Şahin Bey, Elmalı Köprüsü başında tek başına kalmıştı binek atı geceden Dokurcun Köyü’ne gönderilmişti bir cephane beygirine atladı . Beygir düşman ateşinden ürküyor yürümüyordu . Düşman bu sırada kendisini fark etti ateş yağmuru altında şehit düştü .

 

Şahin Bey’ in şehadetinden sonra Yüzbaşi Asaf (Kod adı Ali Kılıç) 29 . Mart .1920’de Antep bölgesine geldi . Antep Havali Kumandanlığını üstlendi . Antep savunmasında yeni düzenlemeler yapıldı.

 

ANTEP SAVUNMASINDA KİLİSLİ’LER

 

Ali Kılıç Bey’in Antep savunması için yaptığı düzenlemelerden sonra, birçok Kilisli genç Antep’te görev almıştır .Bunların başlıcası şunlardır :

 

Kilisli Aslan Bey :Aslan Bey Yüzbaşı idi .Antep Jarndarma Merkez Komutanı olarak görev yaptı .Antep Savunmasında Kozanlı Cephe Komutanlığı yaptığı gibi, Ali Kılıç Bey Antep’te bir ay kadar kaldıktan sonra milletvekili olarak ayrılınca en yoğun çatışmaların geçtiği Çınarlı Cephesinde Komutan Vekilliği görevini üstlendi ..Üç ay bu görevi sürdürdü .

 

Aslan Bey’in kardeşi Şem’i Bey, (minarede gözetleme yaparken şehit düşmüştü)

Kilisli Teğmen Mahmut Bey,

Komser Halil , Antep Müdafaa-i Hukuk Cemiyetinin kurucularındandı .

Kilisli Kartal Bey, Çınarlı Cephesinde Kumandan vekilliği yaptı.

Kilisli Niyazi Bey (Tuna), Antep İstinaf Mahkemesi Reisi iken Antep Müdafaa-i

Hukukunun kurucularındandı.

Kilisli Salih Sipahi Bey, hem Sorgu Hakimi aynı zamanda Antep Kuvayı Milliyesi’nin

Divan-ı Harp üyeliğini yapıyordu .

İslam Bey, bir süre Şehreküstü semt Reisliği yaptı .

 

 Mustafa Nuri Lohanlı 1924 yılında kaleme aldığı “İstiklal Sevgisinin Abidesi Gaziantep Müdafaası” adlı kitapta, Aslan Bey’in unutulmaz cesaret ve çabasını Antep savunmasını nasıl ayakta tuttuğunu, açık ve içtenlikli biçimde dile getirir . Antep Savunmasının dışarıdan desteklenmesi Kilis Havali Kumandanlığına bağlı müfrezeler üstlenmişti .

 

Kürtdağı bölgesinde Hacı Hannan Şeyhismailoğlu ile Şehy Abdi (Sonradan Soy adı Gelen) ve Ahmet Ruto Ağalar önde ve başta gelen isimlerdir . Bunlar Hisar Zaferini sağlayan ve demiryolunu işlemez hale getiren ve düşmanın ikmal yolunu durmadan vuran kimseler arasındadırlar .

 

Fransızlar, yolların kesilerek ikmal işlerinin çok pahalıya mal olmasından bunalmışlardı .

 

DÜŞMAN ATEŞKES İSTİYOR

 

Mayıs 1920’de Fransızlar “Güney Cephesinde” ateşkes isteğinde bulundular . T.B .M.M .’de İsmet Paşa söz alarak kabul edildiğini bildirdi .Fransızlardan gelen bu ateşkes, bir ölçüde Anadolu’daki T.B .M.M.’nin tanınmasıdır yirmi gün süre ile ateşkes uygulamasına geçildiğinde Kilis’teki Kemalist Yönetimin merkezi Cercik Köyü idi . Kilis Havali Kumandanlığı’nın karargahı bu köyde bulunuyordu .

 

“İsmet Paşa ateşkesin kabul edilmesi gerekçesi olarak, kuvvetlerimizin yeniden düzenlenmesini ve gözden geçirilmesi göstermişti . Franzlar da Antep’te çok sıkıntılı idiler . Terhis edilecek askerlerinin günü geçiyor. Yerlerine yenilerinin getirilmesi erzak v .s. ikmali büyük bir sorun haline gelmişti .

 

Kilis direnişinin birçok aşamaları vardır .Bunlardan birisi de Suriye ile olan ilişkiler ve Araplar’la Fransızlar’a karşı savunma işbirliği çabalarıdır (Ayrıntı için bak! “Kilis Direniş ve Kurtuluş ve Sonrası “1991)

 

Fransızlar .İngilizler’in “Saykıs-Pikot” anlaşmasına karşın, haksızlık edip Musul’u ellerinden almalannı, Anadolu’nun işgali için Yunanlılar’ı kullanmalarına Ortadoğu’da rakipsiz bir üstünlük peşinde olmalarına ve özellikle Güney Cephesi’nde, Türkler’in yoğun direnişi, Güney Cephesi’nde bir sürü harcamalara girmeleri yüzünden T .B .M.M. Hükümeti ile anlaşma yolunu seçtiler .

 

KİLİS’İN ÖDEDİĞİ AĞIR FATURA :

“20 EKİM 1921 ANKARA İTİLAFNAMESİ”

 

Suriye-Türkiye sınırının ilk durumu . Kilis’in içine düştüğü ekonomik ve toplumsal bunalım .

 

Fransa T.B.M.M Hükümeti ile anlaşmak üzere eski bakanlarından Franklen Büyon’u Ankara’ya gönderdi. Görüşmeleri TBMM Başkam M .Kemal Paşa bizzat yürütüyordu . Anlaşabilmek için çetin aşamalar yaşandı . Fransa TBMM’nin ilan etmiş olduğu ve tam bağimsız bir devlet için Misak-ı Milliyi anlamıyordu . Böyle bir kavramdan Londra Konferansı sırasında Türkiye Dışişleri Bakanı Bekir Sami Bey söz etmemişti Bu nereden çıkıyordu? M . Kemal Paşa uzun uzun bunun için Türkiye’nin nasıl çaba harcadığını neden savaştığını anlatmak zorunda kaldı .

 

Mustafa Kemal Paşa, Fransa Baş Delegesi’ne şu tarihsel sözleri söyledi :

 

“Londra’daki delegemiz hata etmistir. Tam bağımsızlık bizim yüklenmiş olduğumuz görevin ruhu dur.(…) Biz yaşamak isteyen bir milletiz . (…) Bilgin, cahil bütün millet .fertleri belki var olan güçlükleri takdir etmeksizin bu gün yalnız bir nokta üzerinde toplanmış ve fakat sonuna kadar kanını akıtmaya karar vermistir. O nokta da tam bağımsızlığın sağlanması ve devamıdır.

 

Tam bağımsızlık denildiği zaman,tabiidir ki, siyasi, ekonomik, adli, askeri, kültürel ve daha her hususta,tam özgürlük demektir. Bu saydıklarımızın herhangi birinde, özgürlükten yoksun, millet ve memleketin gerçek anlamı ile bütün bağımsızlıktan yoksunluğu demektir.(…) Tam bağımsızlık sağlamayacak olan bu gibi anlaşmalarla . Belki maddi savaşı bırakarak yıkılmaya izin vermis olacaktır. Eğer milletimiz buna razı olsaydı, bunu kabul yeteneğinde olsaydı iki seneden beri savasmaya hiç de gerek yoktu . Daha mütarekenin günü sükuna geçmek olanağı vardı!”

 

20. Ekim.1921’de “Ankara İtilafnamesi” adı altında bir anlaşma .imzalandı . Ankara İtilafnamesi, tam bağımsız Türkiye Cumhuriyeti için Kilis’in sırtlandığı ağır bir faturadır

 

Kilis’i yaşamsal önemde ilgilendiren ve Türkiye-Suriye sınırını belirleyen 8. maddesini ve diğer ilgili ve önemli hükümlerini aşağıya alıyoruz :

 

Madde 1) İki taraf, iş bu anlaşmanın imzasından sonra aralarındaki savaş halinin son bulacağını bildirirler. Ordulara, mülkiye memurlarına ve halka, derhal bildirilecektir .

 

“Madde 8) Sınır çizgisi İskenderun Körfezi üzerinde Payas mevkiinin hemen güneyinde olmak üzere seçilecek noktadan başlayacak ve aşağı yukarı Meydanı Ekbez’e doğru idecektir.Demiryolu İstasyonu ve bu mevki Suriye’de kalacaktır.Ordan “Mersevi mevkii Suriye’ye ve “Karnebi” ile Kilis şehrini Türkiye’ye bırakmak üzere güneydoğuya doğru dönecektir.(..)

 

Madde 12) Kıvık Suyu, Halep şehri ile kuzeyde Türk kalan bölge arasında her iki taraf hukuk anlayışları içinde paylaşacaktır .Halep şehri mıntıkanın ihtiyacına yetecek şekilde kendi masrafı ile Türk tarafindan Fırattan dahi su alabilecektir .

 

Madde 13) Köylerde yarı göçebe halktan 8 .maddede bildirilen çizginin öte veya beri tarafında bulunan meralardan faydalanmak hakkını veya emlak ve araziye malik bulunanlar, eskisi gibi haklarını kullanmakta devam edeceklerdir.Bunların işletme ihtiyaçları serbetçe ve hiçbir gümrük veya mer’a vergisine ve ne de sair bir vergi vermeksizin bu hattın bir tarafindan diğer tarafa yavruları ile beraber hayvanlarını, aletlerini, tohumlarını ve zirai ürünlerini götürebileceklerdir.

 

T.B .M.M. Hükumeti, özetlediğimiz bu koşullarla Fransa ile savaşa son veriyordu .Batı Cephesinde Yunanlılarla kıyasıya savaş sürmektedir . Kilis açısından durum bir felaket derecesinde olumsuzdur.Yaklaşık 450 köy sınırın öbür yanında kalmaktadır .Başta Azez olmak üzere dokuz- bucak ve köyleri kaybedilmiştir.Anlaşma “Kilis şehri” deyimini kullanmıştı .Kilis şehri o zaman için şimdiki Merc-i Dabık caddesinde bitmektedir .

 

Gerçi iki taraf halkı malik oldukları topraklara, göçebe halk otlaklara eskisi gibi serbestçe gidip geleceklerdir .

 

Anlaşma T.B .M.M .’de büyük bir tepki ile karşılandı. Görüşmeler gizli oturumlar halinde dokuz gün sürdü. Yirmi dört milletvekili sözaldı . Bir milletvekili ; “Türkmen nahiyesini kastederek; “Küçük Türkistan orada kaldı” diye bağırıyordu . Mersin milletvekili Selaheddin Bey;”Misak-ı Milli’ye aykırı olarak sınır çizildiğini sert ve açık bir biçimde söylüyordu .

 

Misak-ı Milli’de ne deniyordu?

 

Madde 1) Osmanlı ülkesinin, yalnız Arap çoğunluğunca oturulan ve 30 Ekim 1918 günlü ateşkes anlaşmasının yapıldığı sırada düşman ordularının işgali altında kalan bölümlerinin yazgısı, halkın özgürce açıklayacağı oylara göre belirlenmelidir .Adı geçen ateşkes sınırları içinde ise din, ırk , ve soyca birlik ve karşılıkh saygı, özveri duygularıyla dolu olan sosyal ve toplumsal hakları ile bölge koşullarına hepten saygılı bulunan Osmanlı İslam çoğunluğunun oturduğu torakların tümü, eylemli ya da varsayımlı hiçbir nedenle bölünmez bir bütündür .

 

Ne acıdır ki, Antep milletvekillerinden hiçbiri söz alıp, konuşmamışlardır .

 

Urfa milletvekili Hacı Hayali Efendi şöyle konuşuyordu :

 

“Antep (Kilis) yanıyor! Nasıl kabul ediyorsunuz?”

 

Sonuçta, Fransa ile savaşa son veren anlaşma onandı .Kilis Fransız işgalinden kurtulmuştu . İki aylık süre dolmadan Fransızlar Kilis’i Türkler’e teslim ederek, 7 .Aralık.1921 günü bayrağımız Kilis Hükumet konağına törenle çekildi .

 

Bir kurtuluş ve bağımsızlık savaşı veriliyordu . Fransa’ya karşı açılan Güney Cephesi için 2.Kolordu yöremizde tutuluyor, Fransa ile savaşıyorduk .. Oysa Yunan’ı yurttan kovmak, Batı Cephesinde kesin sonuca uluşmak için daha dokuz ay gibi bir süre gerekecekti .Ayrıca ordunun silaha ve cephaneye, ihtiyacı vardı . Bu anlaşmadan sonra bu sağlanacaktı . . Fransa, bu anlaşmayı yaptıktan sonra, kırk bin kişiyi donatacak kadar Türkiye’ye bir bölümü para ile bir bölümü bedeva olarak silah ve cephane verdi .

 

KİLİS İLÇESİNDEN KOPARILAN KÖYLER

 

Ankara Anlaşması nın uygulanması ile 12 bucak merkezinden 9’u ve bunlara bağlı 450 parça köy elden çıkmıştı .Bu o zamanki koşullarla bir insanın Kilis esnafı ile ekonomik ilişkisini kesmesi demekti .Toplumsal acılar da başka bir yaraydı .Örneğin Kilis’in merkezine bağlı birçok köyler sınırın öbür yakasında kalmıştı .Bunlar öz be öz Türkmen boyları insanları idi . Örneğin Suriye’de kalan bir Türk (Kefergani Köyünden Meçiğinoğlu Mehmet) şöyle bir ağıt yakmıştı :

 

 

“Ak kağıda kara yazı yazdılar

Tabur olup askerleri dizdiler

Türk’ük diyenlerin başın ezdiler

Yesir kaldı vatanımız, köyümüz

 

Şımarık’tan çıktı askerin ucu

Kefargani Türk’tür affolma suçu

Ağlaşır analar ne yapsak bacı?

Harap oldu vatanımız ilimiz

 

Toplanıp da bir araya gelelim,

Osmanlıdan doğru haber alalım.

Derdimizi Kemallere yanalım,

Harap oldu vatanımız yurdumuz!”

 

 

Ne yazık ki Türkiye Cumhuriyeti döneminde de olumsuzluklar Kilis’in yakasını bırakmadı . En kötü durum sınırın hali idi . 1926’da sınır düzeltilmesi gereksinimi zorunlu hale geldiğinde kısır kavga, Kilis aydınları içinde çekişme sürüyordu.Kuva-yi Milliyeci’ler bir “Kahramanlar Dönemi” açmışlardı . Her şey bizden sorulmalı diyorlardı . Oysa aydın kesimin çoğunluğu direnişte çekinser kalan “eşraf” çocukları idiler . Sınır Düzeltilmesi” olayında Ankara’dan gelen görevli kimselere durum yeteri kadar anlatılamadı . Sınırın ancak, İnekçi Çığırı denilen yere kadar güneye çekilmesi başarılabildi .

 

1929’da bu düzeltmenin yetersizliği açıkça anlaşılınca yeniden bir düzeltme gündeme geldi . Bu düzeltmede de Leylit yakınlarındaki Armutça Köyü Suriye’de bırakıldı . Oysa sınır, Tibil (Öncüpınar) Köyünün hizasına kadar gidip oradan doğuya doğru çizilecekken, Armutça Köyü bir Ermeni Hanımın, Fransız Komisyon Başkanı da onun metresi idi . Türk Komisyon Başkanı’nın “teneke dolusu” altın alarak sınırın Armutçu Köyü Suriye’de kalacak şekilde saptanmasına imza attığı yıllar sonra anlaşılacaktır .

 

 

Share
18120 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

Kilis Kilis haberleri izle yerli film izle izle